Son Dakika Haberleri
Anasayfa / Kişiler Hukuku / Nüfusta Ad ve Soyadın Düzeltilmesi İstemli Davada Mahkeme Kararı

Nüfusta Ad ve Soyadın Düzeltilmesi İstemli Davada Mahkeme Kararı

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ŞANLIURFA ….. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 20… /……

KARAR NO : 20… /……

HAKİM : M……… P……..

KATİP : A…….. T……..

DAVACI : K……… K……….

VEKİLİ : Av. Nida KUTTAŞ – Şanlıurfa Barosu Avukatı

DAVALI : Karaköprü Nüfus Müdürlüğü

DAVA : Nüfus ( Ad ve Soyadı Düzeltilmesi İstemli )

DAVA TARİHİ : 01/07/20…

KARAR TARİHİ : 22/09/20…

GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 29/09/20….

Mahkememizde görülmekte bulunan Nüfus ( Ad ve Soyadı Düzeltilmesi İstemli ) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacılar vekili dilekçesinde özetle; müvekkillerinin müşterek çocuklarının isminin nüfus kayıtlarına K………. olarak yazıldığını, gerçekte müşterek çocuklarının isminin R……… olduğunu ve çevresi tarafından bu isimle tanındığını beyanla nüfus kayıtlarında müvekkillerin müşterek çocukları olan K…………. isminin R……….. olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Nüfus Müdürlüğü temsilcisi duruşmada hazır bulunarak dava konusu talebe ilişkin takdirin mahkemeye ait olduğunu beyan etmiştir.

Mahkememizce davacının nüfus kayıt örneği dosya arasına alınmış, davacı hakkında gerekli emniyet soruşturması yapılmış, tanık dinlenmiş, davacının nüfus kayıt örneği dosya arasına alınmış, dava ile ilgili tüm deliller toplanmıştır.

Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava, Medeni Kanunun 27. maddesine dayanılarak açılan haklı nedene dayalı adın değiştirilmesi talebine ilişkindir.

Nüfus kayıt düzeltme davaları, diğer bazı davalar gibi kamu düzenine ilişkin davalardır. Hakim tarafların beyanlarına bağlı kalmaksızın gerekli gördüğü tüm delilleri toplayıp inceleyip ve irdeleyerek doğru sicil oluşturmak mecburiyetindedir. (Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 2014/10148 Esas 2014/10928 Karar sayılı ilamı.)

Özel hukuk açısından ad, kişiyi tanıtan ve onu diğer bireylerden ayırmaya yarayan bir kavramdır. Kendine özgü kişiliği ve özvarlığı olan her birey, başkalarından adıyla ayırt edilir, toplum ve ailesi içinde bununla yer alır. Onun içindir ki her kişinin bir adının olması ve adının nüfus siciline yazılması yasayla zorunlu kılınmıştır. Bu zorunluluk aynı zamanda kişinin yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir öğesini oluşturan adını özgürce seçmesi ve onunla tanınması için kendisine tanınmış bir temel kişilik hakkıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınmış olan adın, kişilik hakları içerisinde taşıdığı önemi göz önünde bulunduran 4721 Sayılı Türk Medeni Yasasında kişiliği korumaya ilişkin hükümlerle yetinilmeyip (m.23-25), onu ayrıca düzenlemek yoluna gidilmiştir (m.26-27). Buna göre anılan Yasanın 27.maddesi hükmü uyarınca adın değiştirilmesi, ancak haklı nedenlere dayanılarak hakimden istenebilir ise de kişiye sıkı sıkıya bağlı olan ad üzerindeki bu hakkı, kişinin kendisinden başkası kullanamaz.

Kişi adının sürekliliği asıl olmakla birlikte, haklı nedenlerin bulunması koşuluyla değiştirilmesine de yasal olanak tanınmış, Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesinde “Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasa maddesinde haklı sebeplerin neler olduğu açıkça belirtilmemiş, bunun değerlendirilmesi davaya bakan hakime bırakılmıştır. Hakim, adın değiştirilmesi istemiyle açılan bir davada ileri sürülen nedenlerin Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi kapsamında haklı neden sayılıp sayılmayacağını, uygulama (yargı kararları) ve öğretiden (bilimsel görüşler) de yararlanarak takdir edecek ve sonuca ulaşacaktır.

Uygulamada; adın yetersizliği, elverişsizliği, karışıklığa yol açması, kötü-iğrenç-gülünç-incitici-küçük düşürücü bir anlam taşıması, alay ve utanç konusu olması ya da bazı yeni durumlarla oluşan bir zorunluluk bulunması, örneğin bir kimsenin nüfusta yazılı adından başka bir adla bilinip tanınması gibi nedenler, adın değiştirilmesi için haklı neden olarak kabul edilmektedir. Buna göre, bir kimsenin nüfusta yazılı adının değiştirilebilmesi için, haklı nedenlerin varlığının kanıtlanması gerekecektir. Temel ilke olarak bu koşulun gerçekleşmesi durumunda mahkemece adın değiştirilmesine karar verilecektir.

Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında somut olaya bakıldığında: davacıların müşterek çocuğunun isminin nüfus kütüğüne ”K……….” olarak yazılmasına karşın, aile içinde ve çevresinde “R……..” adıyla bilinip tanındığını ve böyle çağırıldığını, bu durumun bir kısım karışıklıklara ve mağduriyetine neden olduğunu ileri sürerek, nüfustaki adının “R…….” olarak değiştirilmesi istemiyle dava açmış, davacıların bu iddiası yargılama sırasında dinlenen tanıklarca doğrulanmıştır.

Bir kimsenin toplumda (ailesi içinde ve çevresinde) tanınıp çağırıldığı adı kayden de taşıması onun doğal hakkıdır. Yargı inançlarıyla da kişinin bu doğal hakkı, Türk Medeni Kanunun 27. maddesinde düzenlenen haklı nedenlerden özellikle onun kişiliğini ve korunmasını gerektiren önemli olgulardan kabul edilmektedir. “Haklı neden” sayılan bu olgu, somut olayda tanık anlatımları yöntemince kanıtlanmıştır.

Bu durumda yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine ve özellikle davacının bilinip tanındığı adını kayden de taşımak istemesinin onun doğal hakkı olduğu, haklı neden” sayılan bu olgunun somut olayda tanık beyanları ile yöntemince kanıtlandığı, ayrıca adını-soyadını benimsemeyen kişiliği ile özdeşleştirmeyen kimsenin, adını-soyadını değiştirmek istemesinin haklı neden olarak kabulü gerektiği, böyle bir durumda, ad-soyad değiştirme istemlerini içeren davalarda davacının tercih ve arzusunun ön planda tutulması ve öncelikle dikkate alınması gerektiği, Türk Medeni Yasasının öngördüğü “haklı neden” bu kapsam içinde değerlendirildiğinde hakimin bu konudaki takdirinin; ileri sürülen nedenin ve yeni alınmak istenen ad veya soyadının toplum değerlerine ve yasanın buyurucu kurallarına ters düşmeyen, özellikle başkalarına veya çevreye zarar vermeyen, incitmeyen nitelikte bulunduğunun saptanmasıyla sınırlı olduğu, adın değişmesi ile kişinin hukuki durumu değişmediği gibi, T.C. kimlik numarasının sabit kalması nedeni ile nüfus sicilinde yapılacak değişikliklerle kişinin ceza hukukundan doğacak yükümlülüklerden kurtulması mümkün olmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacıların davasının KABÜLÜNE,
Şanlıurfa İli Eyyübiye İlçesi A………. Mh. Cilt No: … Hane No: ……. BSN: …….’de nüfusa kayıtlı ………………. T.C. Kimlik numaralı B…….. ve A………..’dan olma, 05/05/2015 Karaköprü doğumlu K…………. K………….’un ‘K…………….’ olan ön adının ‘R………….’ olarak değiştirilmesine,
2-Hüküm özetinin mahalli gazetede ilanına,
3-Alınması gereken harç peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
4-Davanın niteliği gereği davacı tarafından yapılan yargılama giderleri ile başvurma harcının davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Karar kesinleştiğinde gereği için kararın 2 suretinin Şanlıurfa Nüfus Müdürlüğü’ne gönderilmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından, kullanılmayan meblağın HMK 333. maddesi, HMK yönetmeliğinin 47. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi’nin 5. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacıların ve nüfus temsilcisinin yüzüne karşı verilen kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize ulaştırılmak üzere başka yer mahkemesine verilecek Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi’ne hitaben yazılmış dilekçe ile istinaf edilebileceğine ilişkin karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Avukat Nida KUTTAŞ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir